Başbakan Marin: ”Uygurlara yönelik zulümlere göz yumamayız”

Haber veya Yazı Ayrıntıları

Haber veya Yazı Ekle

Marin: "Ticaret veya ekonomi gerekçesiyle göz yumulamaz"

"Ticaret veya ekonomi gerekçesiyle göz yumulamaz"

Finlandiya Başbakanı Sanna Marin, Çin'in Uygur halkına yönelik zulümlerine tepki göstererek, uluslararası toplumun Çin'in yaptıklarına göz yummaması gerektiğini vurguladı.

Marin, resmi Twitter hesabından yaptığı açıklamada, Çin'in, Sincan Uygur Özerk Bölgesi'nde Müslüman Uygur halkına yönelik uygulamalarını değerlendirdi.

Çin'in insan haklarını ayaklar altına alma ve azınlıkları ezme politikasına uluslararası toplumun göz yummaması gerektiğini ifade eden Marin, "Ticaret ve ekonomi, bu zulümlerden uzaklaşmak için haklı bir gerekçe olamaz." dedi.

Marin, iki ve daha çok taraflı diyaloğun merkezinde insan haklarının mutlaka yer alması gerektiğinin altını çizdi.

Başbakan Sanna Marin'in Twitter mesajında değindiği konuyu işleyen BBC muhabirleri Matthew Hill, David Camhanale ve Joel Gunter'e konuşan mağdurlar, kamplarda "sistematik tecavüz, kısırlaştırma ve beyin yıkama" gibi insanlık dışı işkencelere maruz kaldıklarını anlattı. 

Her Gece Tecavüz Ediyorlar

Kamplarda 9 ay tutulduktan sonra serbest bırakılan ve daha sonra ABD'ye kaçan Tursunay Ziawudun, kadınların her gece hücrelerden çıkarıldığını ve bir veya daha fazla Çinli erkeğin tecavüzüne uğradığını söyledi.

Kamplarda işkence gördüğünü ve daha sonra üç kez, her seferinde iki veya üç kişi tarafından toplu tecavüze uğradığını anlatan Ziawudun, kamp görevlilerinin gece yarısından bir süre sonra, istedikleri kadınları seçmek için hücrelere geldiğini ve onları kameraların olmadığı "siyah bir odaya" götürdüğünü anlattı.

Ziawudun, geceleri hücrelerinden alınan kadınların bir kısmının asla geri dönmediğini, geri getirilenlerin ise başlarına gelenleri başkalarına anlatmamaları için tehdit edildiğini söyledi.

İşkenceye de uğradıklarını vurgulayan genç kadın, "O hücrelerde aklını kaybeden birçok insan vardı." dedi. 

Ziawudun, kendilerine haplar verildiğini ve 15 günde bir mide bulantısı ve uyuşukluğa yol açan iğneler yapıldığını öne sürdü.

Kamplarda kadınların zorla kısırlaştırıldığını iddia eden Ziawudun, "İnsanların serbest bırakıldığını söylüyorlar ancak bence kamplardan ayrılan herkesin işi bitmiş oluyor. Amaçları herkesi yok etmek ve bunu herkes biliyor." diye konuştu.

Organize Tecavüz Sistemi

Kazak asıllı Gulzira Auelkhan ise kendisinin kadınları soymaya ve ellerini kelepçelemeye zorlandığını anlattı. Auelkhan, kamplarda organize tecavüz sistemi olduğunu ileri sürdü.

Kamplarda tutuklulara ders vermeye zorlanan Çince öğretmeni Özbek Qelbinur Sedik ise kadın kampının "sıkı kontrol edildiğini" söyledi.

Kamplarda tecavüz söylentileri duyduğunu ve bunu bir gün tanıdığı Çinli bir polise sorduğunu dile getiren Sedik, Çinli polisin kendisine "Evet, tecavüz bir kültür haline geldi. Toplu tecavüz söz konusu. Sadece tecavüz etmekle kalmıyor, aynı zamanda onlara elektrik de veriyorlar. Korkunç bir işkenceye maruz kalıyorlar." dediğini öne sürdü.

Kamplarda çalışmaya zorlanan bir başka öğretmen olan Sayragul Sauytbay da "tecavüzün yaygın olduğunu" ve gardiyanların "istedikleri kızları ve genç kadınları seçip götürdüklerini" iddia etti.

Sauytbay, 20 veya 21 yaşındaki bir kadına, itirafta bulunmaya zorlanan 100 tutuklunun önünde tecavüz edildiğini gördüğünü anlattı.

Çin'de son yıllarda Uygur Türklerinin kimlik ve kültürlerine yönelik ihlaller uluslararası kamuoyu tarafından eleştiriliyor.

Pekin'in "mesleki eğitim merkezleri" olarak adlandırdığı, uluslararası kamuoyunun ise "yeniden eğitim kampları" diye tanımladığı yerlerde, Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre en az 1 milyon Uygur Türkü kendi rızası dışında tutuluyor.

Pekin yönetimi, Sincan Uygur Özerk Bölgesi'nde kaç kamp bulunduğuna, buralarda kaç kişinin olduğuna ve söz konusu kişilerden ne kadarının sosyal hayata döndüğüne ilişkin bilgi vermiyor.

BM ve diğer uluslararası örgütler, kampların incelemeye açılması çağrılarını yinelerken Çin, şu ana kadar kendi belirlediği birkaç kampın az sayıda yabancı diplomat ve basın mensubu tarafından kısmen görülmesine izin verdi.

Komünist Çin hükümeti, BM yetkililerinin bölgede serbestçe inceleme yapma talebini ise reddediyor.

Yazar Hakkında

FiHA

Haber editörü